Kendimce

Devamlılık esas mı?

Devlette devamlılığın esas olduğu hep vurgulanır. Devamlılık sağlanabilmesi için de işleyen bir sistemin mevcut olması gerekir. Kişi veya kişilere bağlı olmayan, kendi çarklarının düzenli bir şekilde çalıştığı bir sistem.

Kişiye odaklı bir devlet modeli yıkılmaya mahkumdur. Zaten tarih sahnesi bu örneklerle dolu.

Aynı şekilde bu durum sadece devletler için geçerli değildir.

Şirketlerin, kamuya hitap eden kurumların, derneklerin, vakıfların hatta cemaatlerin de -eğer devamlılığı hedefliyorlarsa- sistemleşmeleri, kişiye odaklı olmaktan kurtulup işleyen bir düzene sahip olmaları gerekiyor.

Sistemsiz bir devamlılık mümkün değil. Sistemleşemeyen, kurumsallaşamayan her yapı çöküyor ve çağın gerisinde kalmaya başlıyor.

Yeniliklere açık olmayan, yeni kadrolarla taze kana sahip olmayan, başkan ve yönetim kadrosunda değişmeler yaşamayan her yapının ömrü kısa oluyor/olacaktır.

Değişmeyen ve gelişmeyen her yapı kokmaya, çökmeye, çürümeye mahkumdur.

Sürekli aynı kadro ve yapıyla hareket eden kişiler zamanla farklı gözle bakma yetilerini kaybeder.

Çünkü herkesin bakış açısı birbirine benzemeye, yenilikler konusunda taze kan ihtiyacının ortadan kalkmasına neden olur.

Ayrıca hükmedilen güç tehlikelidir. İnsan bu gücü terk etmek, başkasına devretmek istemez.

Uzun süreli başkanlıklar ve yönetimler sistemin çürümesine sebep olur. Başarının sürekliliği için dönemsel değişiklik olmazsa olmazdır.

Bir şeyin değişeceği yokta, ben tarihe not düşme noktasında yazmış olayım.

Serkan

Ben Serkan İlter, tarih, bilim ve sanat konuları üzerine videolar hazırlıyor ve içerikler üretiyorum.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu